
Gerry Mulligan'ın portresi, sanatçı Merryl Jaye'in izniyle şu siteden yüklenmiştir:
Bunu şimdili yapamadığıma göre, bu notları, olsa olsa, çok iyi bir müzisyen üzerine çok kısa bir tanıtım gibi telakki edin.
Çıkış noktam, caza aşina olanların tahmin edebileceği gibi, Gerry Mulligan’dı…. Birkaç gün önce Facebook profilime ondan bir parça koymuştum; buraya tekrar ekliyorum.
http://rapidshare.com/files/250516256/03_Wee_Small_Hours.mp3
Parçanın alındığı albüm 1963 tarihli Night Lights; bütün albümlerini dinlemiş olmaktan çok uzağım ama dinlediklerim içinde galiba benim en sevdiğim albümü…
Caz müziğinin “beyaz” müzisyenlerinden Gerry Mulligan 1927-1996 yılları arasında yaşamış… En çok Chet Baker’la birlikte 1950’lerin başında kurduğu piyanosuz kuartet ile anılıyor. “Moonlight in Vermon” o kuartetin 1953 tarihli bir albümden…
http://rapidshare.com/files/251243356/06_Moonlight_In_Vermont.mp3
Wikipedia, Grove gibi ansiklopedik kaynaklar, Mulligan’ın en çok parladığı ortamın Paul
Desmond ile birlikte çaldığı albümler olduğunu söylüyor. Aşağıdaki kısa parçanın ilk hangi albümde yer almış olduğunu bilmiyorum, bir derlemeden aldım.http://rapidshare.com/files/255581187/Paul_Desmond_04_Improvised_Counterpoints.mp3
Ancak benim için, sözkonusu olan Paul Desmond kadar sevimli bir şahsiyet olduğunda bile, Ben Webster’ın işin içinde olduğu durumlarda “en iyi”liği ondan başkasına kaptırmam mümkün değil. “Chelsea Bridge”, Gerry Mulligan’ın Ben Webster’la 1959’da yaptığı “Gerry Mulligan meets Ben Webster” albümünün ilk parçası…

http://rapidshare.com/files/251259427/01_-_gerry_mulligan_and_ben_webster_-_chelsea_bridge.mp3
Ölümü üzerine yazılmış bir yazıda Frank McConnel, caz yazarlarının bile onun müziğini zaman zaman fazla kolay, “rahat” bulduklarını, onu “savaş sonrası post-modernizmin gazını almakla” eleştirdiklerini yazmış..
Neredeyse Mulligan’ın 1974’te Astor Piazzolla ile birlikte yaptığı Reunion Cumbre albümünü unutacaktım. Öyle bir albüm ki, hangi parçayı neye göre seçeceğini şaşırıyor insan…(Bugün hâlâ Virginia Woolf’un “common reader-ortalama okur”una paralel bir “ortalama müziksever” diye bir varlığı hayal dahi edebilmek mümkün olsaydı eğer, bu albüm için herkesin koleksiyonunda bulunmalı, derdim.) En uzun parçayı, “Reminicensia”yı yolluyorum.
http://rapidshare.com/files/255140819/07._Reminicensia.mp3
Tuhaf bir ikili… Piazzolla’nın müziğini nasıl anlatmaya kalkışırsa kalkışsın insan, “keder” kelimesini kullanmaktan, tekrar tekrar kullanmaktan herhalde kaçınamaz. Belki de Piazzolla’yı mucizevî kılan şeylerden biri, onca kederle o kadar dinamizmin nasıl bir arada bulunabildiği…
Frank McConnel Gerry Mulligan ölümü üzerine yazdığı yazıya “Keyif (“fun”- karşılıksız kelimelerden biri daha) için Müzik” başlığını vermiş. Dönüp dolaşıp bildik klişenin kucağına düşmüş olmuyor muyuz? Bir yanda, kederden, acıdan, çileden kaynaklanan bir derinlik, karşısında mutluluğun yüzeyselliği….?
Aslında benzer bir kutupsallık, Gerry Mulligan’la, ilk büyük “ortağı” Chet Baker arasında da kurulabilir. 1950’lerde Mulligan eroin iptilasından kurtulmuş (herhalde bu kurtuluşun da sayesinde) “Waltzing Mathilda”nın aşağıdaki yorumu gibi bir parça kaydetmiş.
http://rapidshare.com/files/256287738/Gerry_Mulligan_Idol_Gossip_04_Walzing_Mathilda.mp3
Aşağı yukarı aynı yıllarda Chet Baker kendini tamamen, hiçbir zaman tam olarak kurtulamadığı eroine salmış, canki olmuş; iptilasını sahneye çıkacak kontrol edebilmeyi ancak 1980’lerde başarabilmiş. 1956’da rezaletle sonuçlandığı anlaşılan (ayrıntılarını daha öğrenemedim) Floransa’daki Conservatorio Cherubini konserinde aşağıdaki parçayı kaydetmiş.
02_-_chet-baker-quintet_-_you-don-t-know-what-love-is.mp3
(Aslında parçanın 1979’daki yorumunu da yollamak istiyordum ama Wolfgang Lackerschmid’le yaptığı albümü deli gibi arıyorum; bulabilme umudumu tamamen yitirmiş değilim.
Bir de uyarı… Zaten cazsever değilseniz, Gerry Mulligan’ın sazını çalmaktan aldığı bulaşıcı keyfin tadına varamayabilir, hatta kimi zaman müziği kasvetli bile bulabilirsiniz. Mulligan, caza başlangıç için önereceğim bir müzisyen değil.)
Yukarıdaki parantez, Karşıdan Sesler grubuna yolladığım notta vardı. Arada, albümü (ve dolayısıyla parçayı) bulabildim:
http://rapidshare.com/files/257014889/06_-_You_don_t_Know_What_You_Love.mp3
Ancak bu “yeni” parçanın –“you don’t know what you love”– eskisiyle –“you don’t know what love is”– tam olarak ilişkisi nedir, anlayabilmiş değilim.
0 yorum:
Yorum Gönder