11 Haziran 2010 Cuma

Güzellik üzerine

Hakkında yazmakta, hatta düşünce üretmekte en çok güçlük çektiğim resimler, “güzel” albümüne dahil etmek istediklerim. Söylenecek şey bulamadığımdan değil, sanki ne söylesem yersiz kaçacakmış gibi geldiğinden. Örneğin aşağıdaki resim....

Paulus Moreelse adında 1571-1638 yılları arasında yaşamış Hollandalı (Utrecht) bir ressamın 1630’da yaptığı “Güzel Çoban Kızı” adlı bir resim. Delftli bir ustanın, Michiel Jansz. van Mierevelt’in öğrencisiymiş. “Delft”in adı bile insanın aklına tabii Vermeer’i, yüzyılın bütün barok taşkınlığına karşın bir kuşak sonra da olsa Hollanda’dan nasıl onun gibi ressamın çıkmış olduğu sorusunu getiriyor. Ya da aralarındaki bütün üslup farkına karşın, Moreelse gibi bir ressamın kendinden genç çağdaşı Rembrandt’ın varlığı, olanaklılığı üzerine ışık düşürüp düşürmeyeceğini soruyor insan.

Ama bütün bu sorular insanı resimden uzaklaştıran sorular. Resmin kendisinde kalarak da söylenebilecek şeyler var. Rönesans’dan devralınmış alışkanlıklarla başın bir piramid kompozisyonu anımsatır şekilde, bir kaide şekilde ele alınmış gövdeye yerleştirilmesiyle, kumaşların baroğa özgü dairesel (helezonî) ele alınışıyla dengelendiği gibi, hacım duygusunun da çizgisel kıvraklıkla dengelendiği iddia edilebilir. Işık-gölge dağılımındaki ustalık uğruna renkçilik de feragat edilmediğine, kısaca bu basit görünen resim uğruna o zamanın resim sanatının bütün olanaklarının seferber edilmiş olduğuna işaret edilebilir. (Geleneksel “kutsal” ya da “mitolojik” ikonografiler dışında bütün olanakların… Ama baroğun bir başarısı addedilebilecek bu gündeliklik de resmin tazeliğine, diriliğine katkıda bulunuyor.)

Yine de, bütün bu saptamalar da resimle ilgili olarak yaşadığımız güzellik deneyimini aydınlatıyor gibi durmuyor.

(Ben bu satırları yazarken, Koral Özgül tumblr bloguma “Resimdeki kız kesin Karadenizli! :)” diye yazmış. Onu okuduktan sonra daha bir dikkatli baktım kızın gözlerindeki hınzır ifadeye… Ama bana öyle geliyor ki, nasıl resme bakarken güzel olanın kız mı, resmediliş tarzı mı diye bir soru gelmiyorsa aklımıza, böyle bir tercih yapmak zorunda kalmıyorsak, ifade de ön plana çıkmıyor, yukarıda andığım teknik detaylar gibi, o da güzel ahengi bütünleyen unsurlardan biri, yalnızca biri olarak yer alıyor resimde).

Resmin kendisine ait özellikler, bizde kışkırttığı güzellik deneyimini “açıklama”ya yetmiyor; kendi tepkilerimden hareketle bir “güzellik duyusu”nu teşhis edebiliyor muyum?

Her bakımdan tamamen farklı bir örneğe bakalım…


(Devamı gelecek diye umuyorum.)

0 yorum: