Sanat tarihi seminelerlerinde geçtiğimiz haftaki oturumda, sanatı bir “ön-felsefe” olarak gören, yani insanın kendi kendini “öz bilinç” olarak tanıma, keşfetme sürecinin önemli, ama felsefenin tamamlanmasından ve dünyanın “hukuk devleti” cinsinden evrensel ve nihaî formuna ulaşmasından sonra, “eğlence”ye, “süsleme”ye dönüşerek kısmen önemini yitiren bir uğrağı olarak gören ve kısaca Hegel diyebileceğimiz bir anlatıdan ve anlatı için Velazquez’in Las Meninas eserinin taşıdığı önemden söz ettik.
Bugün artık büyük ölçüde “akademikleşmiş” olan bu anlatıya karşı, ben, nisbeten daha geleneksel, daha “avam”, daha “harcıalem” bir perspektifi, sanatı nesnelerin, dünyanın “güzel” diye adlandırılagelen bir vasfına (bu vasfı nasıl tanımlayabileceğimiz konusunda anlaşamasak, hatta açık seçik bir fikrimiz olmasa da) yönelik olma hali diye tanımlayan bir perspektifi sunacağımı söylemiştim.
İlk bakışta her iki perspektifin de, seminerin duyurulan konusu olan “Rönesans ve Barok Sanatta Kadın Gövdesinin Temsili ve Kadın Sanatçılar” konu ile bir ilişkisi yok gibi görünüyor. Önümüzdeki haftalarda bu ilişkiyi, önce “güzellik”le “kadınlık”ın ya da belki de “dişi”liğin ilişkisini araştırarak adım adım kurmaya çalışacağım. Çok kabaca, Goethe’nin Faust’un son dizesi olan ünlü “das Ewigweibliche zieht uns hin an” (ebedi dişi bizi kendimizden öteye çekiyor) dizesinin anlamını araştırıyor olacağız.
Ama bu arada bir yandan da, sizinle bu uğurda bir arşiv oluşturma çalışmalarımı da paylaşmak istedim. Takip ettiğim sitelerden birinde 13 Ağustos 2010’da Brookly NY, Observatory’de Susan Arbeth tarafından verilecek bir konuşmanın duyurusu vardı (http://www.phantasmaphile.com/2010/08/tomorrow-at-observatory-surrealism-and-women-artists-lecture-with-prof-susan-aberth.html). Duyuruda “1924’te Andre Breton tarafından kurulduktan sonra gerçeküstücülüğün kadınlar için önemli bir çekim merkezi haline geldiği” söyleniyor ve içlerinden ancak bazılarını tanıdığım şu uzun liste veriliyordu: Dorothea Tanning, Remedios Varo, Lee Miller, Meret Openheim, Leonor Fini, Nusch Eluard, Dora Maar, Jacqueline Lamba, Valentine Hugo, Mimi Parent, Unica Zürn, Ithel Colquhoun, Eileen Agar, Maria Martins, Leonora Carrington, Kay Sage, Toyen, Claude Cahun.
Şimdi, bu listeyi temel alarak hem Facebook’ta, hem yayınlanmasının artık eli kulağında olan yeni sitemizde “kadın sanatçılar” başlıklı bir albüm oluşturmaya başlayacağım. Ancak hemen bir uyarı: Seçeceğim resimleri kısa bir Web taraması ile ve çoğunlukla ilk izlenim temelinde seçeceğim; çoğunu (hepsini?) şimdi tartışmaya (okumaya) hazır olmadığım gibi, herhangi bir vadede okuyabileceğimi de vaad edemem. Ama okurlarımız arasında resimlerden herhangi biri hakkında bilgisi ve/veya paylaşmak istedikleri bir izlenimi olan varsa, katkıları beni müteşekkir kılacaktır.
Notun buraya kadar kısmını yazdıktan sonra arama yapmaya başladıktan sonra bulduğum şu site, albümü çok daha eski çağlardan örneklerle de zenginleştirmeme imkan veriyor.
http://www.bluffton.edu/womenartists/contents.html
Facebook, albüme profil sahibi dışındaki okurların katkıda bulunmasına izin vermiyor. Neyse ki, yeni sitemiz bu zaafla malul olmayacak.
0 yorum:
Yorum Gönder