1 Mart 2011 Salı

Estetik Sözlük

Bir süredir estetik nesneleri —sanat eserlerini, insan yüzlerini, gövdelerini, manzaraları, ortamları vs— betimlemek için başvurduğumuz kelimeleri tartışacağımız çok-dilli bir sözlük hazırlasak, diye düşünüyorum.

Çok-dilli olması şu bakımdan önemli… Böyle bir çerçevede benim aklıma ilk elde gelen sorulardan biri, mesela, “beautiful—pretty” çifti ile “güzel—hoş” çiftinin aynı anlam farkına karşılık gelip gelmediği… Bu soruya “doğru” bir karşılık bulmaktansa tartışmanın kendisi ufuk açıcı olurmuş gibi geliyor bana…

Bu akşam bana bunu tekrar düşündüren örnek, Edward Hopper’ın aşağıdaki resmi oldu… “Modern şehir deneyiminin lirik yalnızlığı” gibi bir şeyi diyelim, ifade etmek açısından bu resmi Vaclav Chochola ile Alfred Stiglietz’in fotoğrafları ile karşılaştırırken, Hopper’ın resmi için “biraz fazla obvious” demek geldi içimden. (Karşılaştırmayı “Oradan Buradan” albümünde bulabilirsiniz.)

New York Movie

Edward Hopper (American, 1882–1967)
1939

Doğru kelime mi burada “obvious”? Ne demek istiyorum acaba? Fazla “aşikâr” değil, ama mesela tam olarak “bayağı” da değil.

Her durumda tam bir karşılık bulamayacağımızı biliyoruz. Ama bazen tam bir karşılık bulmak çok ufuk açıcı olabiliyor. Örneğin, bir çok çevirmen gibi benim de sarsak bir şekilde “zarif” gibi terimle karşılamaya çalıştığım “graceful”un, aslında “latif”le karşılanması gerektiğini keşfetmek, “latif-lütuf” ilişkisi sayesinde İngilizce kelimenin de ne demek istediğini daha iyi anlamamı sağladı.

Nasıl bir format içersinde sürdürülebilir böyle bir tartışma…? Sayfa tasarımından anlayan arkadaşlar bir el verir mi?

2

“Estetik nesneleri betimlemek için kullandığımız kelimeleri tartışmak” dedik ya, böyle bir tartışma ister istemez ve öyle görünüyor ki, daha ilk adımda, neyi güzel bulduğumuzu tartışmayı da beraberinde getirecek.

Estetik Sözlük çağrısını ilk cevaplayan Cemal Ener’in, her zamanki gibi buram buram ideoloji kokan, yanıtı ve örneği şöyle:

  • Hopper'in bu resmine bakarken, fotoğrafçı "ebeler" arasında Weegee'yi de saymak gerektiğini düşündüm. (Yanlış hatırlamıyorsam Avusturya kökenlidir: New York'a çok Avrupalı bir gözle baktığını düşünmüşümdür. Belki New York'un zaten "hormonlu" da olsa bir Avrupa şehri olduğunu sezmişti.)


“İdeolojik” dediğim New York için kullandığı “hormonlu da olsa Avrupalı” nitelemesi… Bu niteleme üzerine ayrıca dururuz da, baktığım iki üç kaynakta foto-muhabirliğin öncüsü olarak anılan Weegee’nin fotoğraflarını güzellik üzerine bir tartışmada anmak aklıma bile gelmezdi. Olsa olsa, haberleri nitelemek için de kullanılabilecek, “dramatik”, “çarpıcı”, hatta “irkiltici”, “malumat değeri yüksek” gibi terimler kullanırdım.

3

“Güzellik” bağlamında “hormonlu”, “Avrupalı” (ya da “Avrupaî”) gibi terimlerin kullanılması, beni gençliğimizin (Cemal’in ve benim gençliğimin) sinema yıldızları ile ilgili tartışmalarına geri götürüyor. O çerçevede bir güzelin Avrupaî olması ile olmaması arasındaki farkın çok net bir karşılığı vardı. Özellikle Türkan Şoray’ın ama

k ısmen Fatma Girik’in de daha “alalturka” güzellikleri karşısında Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın daha "Avrupai" idiler.

Hormonluluğun ise o zamandan bu yana değişmeye bir karşılığı var…

0 yorum: